XX

Yaşam Hakkında Kesitler.

Şubat 25th, 2010

İnsanlar sıradan olmayı beceremiyorlar ki, sıra dışı olmayı başarsınlar! Umarım Mevlana’nın dediği gibi oluruz sonunda,
göründüğümüz gibi oluruz.

Modern görünümlü insanlar ama tutucu zihinlere sahipler.Değişimin önündeki en büyük engel, sanırım zihinsel tutuculuk.

İnsanlar, kalplerindeki iyilikle sözlerinin ya da davranışlarının çeliştiğinin farkına varmıyorlar.
Yüreklerindeki iyilik, sözlerine ve davranışlarına yansımıyor.

Yaşam kaliteniz Türkiye ortalamasının çok altındaysa, bu koşullarda yaşasaydım neler hissederdim bilemiyorum.

Türlü türlü anlamları olan bıyıklar, türlü türlü anlamları olan sakallar, şapkalar ve elbette başörtüsü toplumun gündemini şekillendiriyor.

Olaylara karşı basit bir bakış açısı değişikliği sonuçları olduğu gibi değiştirebiliyor. Devamını göreyim »

Ümitli olmak

Şubat 24th, 2010

Bir kurbağa sürüsü ormanda yürürken, içlerinden ikisi bir çukura düştü. Diğer bütün kurbağalar çukurun etrafında toplandılar. Çukur bir hayli derindi ve arkadaşlarının zıplayıp dışarı çıkması mümkün görünmüyordu.  Yukarıdaki kurbağalar, boşuna uğraşmamalarını söylediler arkadaşlarına : “Çukur çok derin,dışarı çıkmanız imkansız.”Ancak, çukura düşen kurbağalar onların söylediklerine aldırmayıp çukurdan çıkmak için mücadeleye devam ettiler. Yukarıdakiler ise hala boşuna çırpınıp durmamalarını, ölümün onlar için kurtuluş olduğunu söylüyorlardı.Sonunda kurbağalardan birisi söylenenlerden etkilendi ve mücadeleyi bıraktı. Diğeri ise çabalamaya devam etti. Yukarıdakiler de, çırpınıp durarak daha çok acı çektiğini söylemeyi sürdürdüler.Ne var ki, çukurdaki kurbağa son bir hamle daha yaptı, bu kez daha yükseğe sıçramayı başardı ve çukurdan çıktı.Çünkü, bu kurbağa sağırdı. O yüzden, arkadaşlarının ümit kırıcı sözlerine kulak asmamıştı. “Ümidini kaybetmiş bir insanın, başka kaybedecek bir şeyi yoktur” Devamını göreyim »

Kamp yapmak

Şubat 22nd, 2010

Bence kampın kendince bir güzelliği var. Doğa ile  basbasa kalmak, monoton geçen sehir hayatını  terketmek, güneşin doğuşuyla  kaybolan yıldızlar, günün ilk saatlerinin serinliği, yaktığımız ateşin sıcaklığı, kuş cıvıltıları ve  kucağıma  uzanan sevgilimin güzel  yüzü…gelmis gecmis en guzel andır birkaç günlüğüne çadırda yaşamak.Dört duvardan kurtulduğumuzu  hissettiren çok keyifli bir tatil şekli.En kısa sürede kampın bu essiz tadına sevgilim ile varmak istiyorum.

Beni öyle bir istirahat kampına alsınlar ki kapıdan içeri girdiğimde kimliğim ile birlikte  bedenimide kapıda bırakayım.

Yazan:Özgür ÇAK

Beynimiz için altın kurallar

Şubat 22nd, 2010

1-Kötü belleğin birinci sorumlusu dikkatsizliktir. Düşünceyi yoğunlaştırabilen insanlar bilgileri zihinlerine kazırlar. Dikkat edilmeden yazılmış bilgiler kuma yazılmış gibidir hemen silinir.

2-Kötü belleğin ikinci sorumlusu özgüven azlığıdır. İnsan beyninde biyolojik bir saat vardır. Eğer o saate bilerek ve inanarak sabah 07:00 �de kalkacağınızı söylerseniz öyle programlanmış olursunuz. Sabah 07:00�da kalmanız kesinleşir. Kolumuzdaki saate güvendiğiniz kadar hafızamıza güvenirsek o bizi yanıltmaz.

3-Kötü hafızanın üçüncü sorumlusu önem vermemektir.Unutulan bilgiler genellikle o kişi tarafından önemsenmeyen bilgiler olacaktır.Unuttum demek mazeret olamaz o konuya önem vermediğimiz anlamına gelir.

4-Kötü hafızanın bir sorumlusu da akılda tutma tekniğini bilmemektir. Örnek vermek gerekirse araba, kuş, mavi, lale kelimelerini akılda tutmak istiyorsunuz. Doğrudan ezberlerseniz unutulacaktır. “Mavi arabanın üzerindeki kuşun ağzında lale var� olarak tasavvur ederseniz unutmayacaksınız.

5-Kötü belleğin önemli bir sebebi de bilgilerin kullanılmamasıdır. İnsan beni �Ya kullan ya kaybet� kuralı ile çalışır. Bilgiler tekrar edilirse pekişecektir. Yazılı bilgelere ulaşmak kolaylaşacaktır.

Kendi ihtiyaçlarını diğerlerinden daha önemli ve acil zanneden benciller,

Kuralların kendileri için değil de diğerleri için koyulmuş olduğunu düşünen asiler,

Sorumluluk üstlenmekten kaçan, sürekli etrafını suçlayan hamlar,

Kendi istedikleri olmayınca sorun çıkaran huysuzlar,

Öfkeli, sivri dilli, saldırgan tavırlı kavgacılar,

İğneleyici ve küçümseyici sözlerle etrafta sürekli negatif bir hava estiren kibirliler,

Hemen her konuda kendi görüşünü herkese kabul ettirmek isteyen çokbilmişler,

Her durumu dramatikleştiren, sürekli sızlanan ve her şeyden şikâyet eden mızmızlar,

Egoları şişkin, kendilerini mükemmel zanneden narsistler,

Her şeyi kontrol altında tutmaya çalışan ve etrafındaki herkesi bu aşırı kontrolle kasıp kavuran obsesif-kompulsifler,

Her durumda mutlaka olumsuz bir yön bulan felaket tellalları.

Motivasyon, mutlu ve başarılı olmak için hayati önem taşır. Aşağıdaki ipuçları, kendi kendinizi motive etmenize ve bunu sürdürebilmenize yardımcı olacaktır. Bunlar, pratik ve sonuca yönelik tavsiyelerdir. Uygulamadığınız sürece, genel kültürden öteye geçmeyeceklerdir.

1. HİKAYENİZİ YAZIN

Temiz bir kağıda bir iki paragraf olacak şekilde arzu ettiğiniz geleceğin hikayesini yazın. Gelecekte yapmakta olduğunuz şeyi, yaşadığınız yeri ve sahip olduklarınızı yazın. Bu sizi, hem şimdi hem de gelecekte motive edecektir.

2. GELECEĞİ GÖZÜNÜZDE CANLANDIRIN

Gözlerinizi kapatın ve kendinizi gelecekte ne yapıyor olarak görmek istiyorsanız, onu yaparken canlandırın. Sağlıklı bir şekilde koşuyorsunuz, bahçenizdeki çiçekler ile ilgileniyorsunuz ya da çalışıyorsunuz. Örneğin, hayaliniz küçük bir işyeri açmaksa, kendinizi açılış gününde, müşterileriniz ve çalışanlarınız ile selamlaşırken hayal edin. Böylece, hayallerinizi somutlaştırabilirsiniz. Devamını göreyim »

Zamanın ünlü bilgesine iki soru sormuşlar.

Birincisi ; “İnsanoğlunun seni en çok şaşırtan davranışları nedir ?”

Bilge tek tek sıralamış:

— Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler…
— Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri almak için de para öderler…
— Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yasarlar…
— Hiç ölmeyecek gibi yasarlar. Ancak hiç yasamamış gibi ölürler… Sıra gelmiş ikinci soruya ; ” Peki sen ne öneriyorsun? ”

Bilge yine sıralamış ;

- Kimseye kendinizi “sevdirmeye kalkmayın! Yapılması gereken tek şey, sadece kendinizi “sevilmeye bırakmaktır…
— Önemli olan; hayatta “en çok şeye sahip olmak “değil, “en az şeye ihtiyaç duymaktır.
— Sizi seven çok kişi vardır ama onlar duygularını nasıl ifade edeceklerini bilmeyebilirler…
— Bazen başkaları tarafından affedilmek yetmez, siz de kendinizi affedebilmelisiniz…

kelime oyunu

Şubat 19th, 2010

İki zeki genç, küçük bir dereciğin üzerindeki köprüde durmuş, altlarındaki suyu seyrediyorlardı.

Bir tanesi:

“Bak” dedi, “şu alttaki minicik balığı görüyor musun? Ne kadar mutlu!”

Diğeri:

“Sen bir balık değilsin ki! Bir balığın mutlu olup olmadığını nasıl anlayabilirsin?” diye itiraz etti.

Öteki:

“Peki, sen… Sen de ben değilsin ki. Öyleyse benim balığın mutlu olup olmadığını anlayıp anlamadığımı sen nasıl anlayabilirsin?” diye karşılık verdi.

Diğeri:

“Tamam” dedi, “mademki ben sen değilim ve sen olmadığıma göre de senin anladığını anlayamam. Öyleyse sen de balık olmadığına göre balığın ne hissettiğini anlayamazsın.”

Öteki dayanamadı:

“O zaman senin ilk sorduğun soruya dönelim,” dedi. “Sen bana balığın mutlu olup olmadığını nereden anladığımı sordun. Bu soru gösteriyor ki, benim anlamadığımı, sen hissettin. Öyleyse söyleyeyim aziz dostum. Ben de balığın mutlu olduğunu hissettim

I II III IV V VI VII VIII IX X XI